Almanya’da aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin bazı milletvekilleri ile Avusturyalı aşırı sağcı aktivist Martin Sellner arasında gerçekleşen görüşmeler, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Panel tartışmaları, parlamenter görüşmeler ve profesyonel şekilde hazırlanan medya içerikleriyle bu buluşmalar dikkat çekici biçimde kamuoyuna sunuldu.
Brandenburg ve Thüringen eyaletlerindeki AfD teşkilatları, Alman güvenlik makamları tarafından “kesinleşmiş aşırı sağcı” olarak sınıflandırılıyor. Görüşmelerin ana gündem maddesini ise toplu sınır dışı etme planları oluşturdu. Sellner, göçmen kökenli Alman vatandaşlarının dahi vatandaşlıklarının geri alınması gerektiğini savunurken, AfD’li siyasetçiler de sert göç politikalarını destekleyen açıklamalar yaptı.
Brandenburg Eyalet Parlamentosu milletvekili Lena Kotré, Ocak 2026’da yaptığı konuşmada AfD’nin iktidara gelmesi halinde sınır dışı işlemlerinin yoğun şekilde uygulanacağını ifade etti.
AfD Seçim Öncesi Radikal Söylemleri Öne Çıkarıyor
Bu buluşmalar, AfD için kritik bir dönemde gerçekleşti. Parti, 2026 yılında Saksonya-Anhalt ve Brandenburg eyaletlerinde iktidara gelmeyi hedefliyor ve seçim kampanyasını yoğunlaştırıyor. Özellikle Almanya’nın doğu eyaletlerinde radikal göç politikaları, partiye destek kazandıran önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.
Siyaset ve iletişim danışmanı Johannes Hillje’ye göre bu görüşmeler yalnızca kamuoyuna değil, parti içindeki güç mücadelesine de mesaj veriyor. Hillje, federal parti yönetiminin daha ılımlı bir çizgi izlemeye çalıştığını, doğu eyaletlerindeki teşkilatların ise daha radikal bir yaklaşımı savunduğunu belirtiyor.
Martin Sellner Kimdir ve Neden Tartışmalı?
Martin Sellner, Avrupa’daki en tanınmış aşırı sağcı figürlerden biri olarak kabul ediliyor. Müslümanların ve göçmen kökenli bireylerin Avrupa’dan toplu şekilde sınır dışı edilmesini savunan görüşleriyle biliniyor. Gençliğinde Neonazi çevrelerle bağlantılı olduğu bilinen Sellner, daha sonra Avusturya Kimlikçi Hareketi’nin liderliğine yükseldi.
AfD, geçmişte bu hareketi “uyumsuzluk listesine” alarak resmi mesafe koymuştu. Buna rağmen Sellner ile AfD’li siyasetçiler arasındaki gayriresmî temasların sürmesi, kamuoyunda çelişki olarak değerlendiriliyor.
Almanya’da Kitlesel Protestolar ve AfD Tartışmaları
Ocak 2024’te Potsdam’da gerçekleşen benzer bir toplantının ortaya çıkmasının ardından Almanya genelinde milyonlarca insan sokaklara çıkarak AfD’ye karşı protesto düzenledi. Gösteriler, savaş sonrası dönemin en büyük toplumsal protestoları arasında yer aldı.
Bu süreçte AfD’nin yasaklanıp yasaklanmaması tartışması da yeniden gündeme geldi. Federal Anayasa Mahkemesi’ne şu ana kadar resmi bir başvuru yapılmamış olsa da, Sellner’in ideolojisinin Alman Anayasası ile bağdaşmadığına dair mahkeme kararları bulunuyor.
Radikalleşme AfD İçin Strateji mi?
Uzmanlara göre AfD’nin doğu eyaletlerindeki teşkilatları, siyasi başarının radikal söylemlerle mümkün olduğuna inanıyor. Hillje, partinin doğu bölgelerinde elde ettiği yüksek oy oranlarının bu yaklaşımı güçlendirdiğini söylüyor.
Parti yönetimi ise konuyla ilgili net bir açıklama yapmaktan kaçınıyor. AfD eş başkanları Alice Weidel ve Tino Chrupalla, konunun inceleneceğini ve partinin herkesle görüşebileceğini ifade etti.
Saksonya-Anhalt’ta AfD eyalet başkanı Ulrich Siegmund’un başbakanlığa aday olması, partinin ilk kez bir eyalette iktidara gelme ihtimalini gündeme taşıyor. AfD’nin seçim programı taslağı ise demokratik kurumlara yönelik sert müdahale planları ve radikal göç politikaları içeriyor.
