Connect with us

Gündem

Suriyeli Sığınmacılar Ülkelerine Gönderilebilir mi? Uluslararası Hukuk Ne Diyor?

Sığınmacıların Türkiye’den gönderilmesiyle ilgili tartışma, siyasetin önemli konu başlıklarından birisi olmayı sürdürüyor.

Suriyeli Sığınmacılar

Muhalefet partilerinin konu hakkında harekete geçilmesi yönündeki çağrılarının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 milyon Suriyelinin “gönüllü” olarak gönderilmeleri için yeni bir proje hazırlığı içerisinde olduklarını söyledi.

Türkiye, bu kapsamda İdlib’te 100 bin briket ev yapmayı planlıyor. Azez, Cerablus, El Bab ve Tel Abyad’da da benzer projelerin yapılacağı biliniyor.

Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü’ne göre, Türkiye dünyada en fazla sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke.

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi ve DEVA Partisi’nin de aralarında olduğu partiler, iktidar olmaları halinde Şam yönetimi ile sağlıklı ilişkiler kurarak, sığınmacıların ülkelerine güvenli bir şekilde döndürülebileceği görüşünde.

Zafer Partisi ise sığınmacıların geri gönderilmesi ile ilgili daha keskin bir dil kullanıyor. Öyle ki partinin genel başkanı Ümit Özdağ, üzerinde “Zafer Turizm” yazan bir otobüs görselini sosyal medya hesabında paylaşarak sığınmacıların geri gönderileceğini söyledi.

Advertisement

Özdağ, paylaşımında geri gönderimlerin hukuka uygun olarak, diplomatik anlaşmalarla ve karayolu ile yapılacağını aktardı ve seçmenlerden 2023 seçimleri için oy istedi.

‘Bir çözüm bulunsun ama hukuk dışında bir çözüm bulunmasın’
BBC Türkçe’ye konuşan göç araştırmaları konusunda uzman Dr. Neva Övünç Öztürk’e göre sığınmacılarla ilgili tartışmada süreç son derece politize edildi.

Dr. Öztürk, hukukçuların konuyla ilgili yorumlarının uyulması gereken kurallar olduğunu hatırlatarak “Mülteci hukukunun temellerini söylediğimiz için linç yiyor, hakaretlere uğruyorsam bu çok kaygı verici bir şey” diyor.

İnsanların da tartışmalarla ilgili kaygılarını anladıklarını belirten Dr. Öztürk şunları söylüyor:

“Bunun çözümü hukuku yok saymak değil. Her ne çözüm getirilecekse bunu hukukun çizmesi gerekir. Biz de bunu anlatmaya çalışıyoruz. Bir çözüm bulunsun ama hukuk dışında bir çözüm bulunmasın. Bulunuyorsa da hukuk devleti denmesin.”

Advertisement

Peki siyaset odağındaki bu tartışmada, gönüllü ya da zorla geri dönüş için iç ve uluslararası hukuk ne diyor?

Gönüllü geri dönüş olabilir mi?
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Dr. Neva Övünç Öztürk, gönüllü bir geri dönüşün elbette mümkün olabileceğini ancak 2011 yılından bu yana Türkiye’de yerleşik durumda olan Suriyelilerin kaçının ülkesine geri döneceği konusunda bir sayı öngörmenin zor olduğunu söylüyor.

İstanbul Barosu Mülteci ve Göçmen Hakları Merkezi Başkan Yardımcısı Av. Barış Birol ise “gönüllülük esasının” önemli olduğunu vurguluyor.

2011’de iç savaşın çıkmasıyla Türkiye’ye gelen Suriye vatandaşları, halihazırda geçici koruma statüsü altında bulunuyor.

Birol, insanların ülkelerinden gelmelerine sebep olan koşullar değişmediği sürece, ülkelerine dönüşlerinin dayatılmasının hukuken mümkün olmayacağını söylüyor ve şunları ekliyor:

Advertisement

“Burada vurgulanması gereken kısım, geri dönüşlerin gerçekten gönüllü olup olmadığı, başka bir deyişle kişilerin gönüllü geri dönüş adı altında bir zorunlu dönüşe tabi tutulup tutulmadığının araştırılmasıdır.”

Zorla geri göndermek mümkün mü?
İçişleri Bakanlığı’na bağlı Göç İdaresi’nin 28 Nisan itibarıyla yayımladığı rapora göre, Türkiye’de geçici koruma statüsünde 3 milyon 762 bin 686 Suriyeli bulunuyor.

Birleşmiş Milletler, son yayımladığı Suriye raporunda ülkede belirli alanlarda güvenlik durumunun değişken olduğunu, sosyo-ekonomik koşulların ise giderek kötüleştiğini belirtiyor.

Dr. Öztürk, Suriyeliler için zorla sınır dışı etme kararı almak için, benzer güvenilirlikte uluslararası raporlarca Suriye’deki durumun tamamen değişip güvenli hale geldiğinin belirtilmesi gerektiğini söylüyor.

Ancak BM raporunu hatırlatan Öztürk, bu koşullar altında Suriyelilerin zorla gönderilemeyeceğini dile getiriyor. Öztürk’ün işaret ettiği koşullar da, uluslararası sözleşmeler, AİHM içtihatları ve Türkiye’nin iç hukuku dikkate alındığında “geri gönderme yasağı” olarak niteleniyor.

Advertisement

Barış Birol, “Bu yasak uyarınca hiç kimse zulüm riski altında olduğu yere gönderilmeye zorlanamaz” diyor.

İki hukukçu da söz konusu yasağın koruduğu hakların hukukta mutlak kabul edilen haklar olduğunu vurguluyor.

Bu denli ciddi bir koruma sağlayan haklar hakkında karar alırken ince eleyip sık dokumak gerektiği görüşünü dile getiren Dr. Öztürk, hukuksuz olacağını söylediği geri gönderme kararının verilmesi halinde dahi, kararların toplu halde değil, her kişi için tek tek verilmek zorunda olduğunu söylüyor.


Türkiye’de yabancıların kayıt olması süreci nasıl gerçekleşiyor?
Türkiye’ye yabancıların göçü ‘düzenli ve düzensiz göç’ olmak üzere ikiye ayrılıyor.

“Düzenli göç” temel olarak, Türkiye’ye gelecek kişinin pasaportuyla, kendi ülkesine uygulanan vize tarifesine uygun vize almasıyla sağlanıyor. Vize verilenler belirtilen süre kadar Türkiye’de kalabiliyor. Ancak çalışma ve oturma iznine sahip olamıyor.

Advertisement

Türkiye’de vize veya vize muafiyetinin tanıdığı süreden ya da doksan günden fazla kalacak yabancıların, e-ikamet sistemi üzerinden, şartlarını taşıdığını düşündüğü ikamet izni türüne müracaatta bulunmaları zorunlu.

Türkiye ikamet izinlerini ise aile, öğrenci, uzun ve kısa dönem, insani ikamet ve insan ticareti mağduru ikameti olarak altıya ayırıyor.

İnsani ikamet ve insan ticareti mağduru ikametleri de düzensiz göçmenlerin yararlanabileceği hatta bu kategorilerin niteliği gereği çoğunlukla kağıtsız göçmenlerin yararlandığı statüler.

Bir de ikamet iznine ek olarak, yabancı kişi hiçbir ülke ile resmi bir bağı yoksa “vatansız” izni başvurusu yapılabiliyor.

Düzensiz göç ise Türkiye’ye sınırı izinleri olmaksızın aşarak veya yasal yollarla gelip yasal çıkış süreleri içerisinde ülkeden ayrılmayan kişileri kapsıyor. Kağıtsızlar da bu statüyle tanımlanıyor.

Advertisement

Öte yandan Türkiye’ye düzenli ya da düzensiz şekilde gelmiş yabancılar, mülteci, geçici mülteci ve ikincil koruma ile birlikte, geçici koruma (yalnızca Suriye’den gelen kişiler için) başvurusu yapabiliyor.

line
Geçici koruma statüsü kaldırılırsa ne olur?
Geçici Koruma Yönetmeliği’ne göre geçici koruma statüsü, Suriye’de meydana gelen olaylar sebebiyle koruma amacıyla Suriye’den kitlesel veya bireysel olarak Türkiye sınırlarına gelen ya da sınırları geçen Suriye vatandaşları ile vatansızlar ve mültecilere tanınıyor.

İstanbul Barosu’ndan Av. Birol, bu özel koruma çeşidinin idari bir karar sonucunda söz konusu kişilere verilmesi sebebiyle yine idari bir kararla geri alınabileceğini kaydediyor.

Ancak şunu da ekliyor:

“Bu aşamada, sadece geçici koruma rejiminin ortadan kalktığı gerekçesiyle bu korumadan yararlanan herkesin zorunlu bir şekilde geri gönderilmesi mümkün olmayacaktır.”

Advertisement

Türkiye’de geçici koruma statüsü altındaki kişiler, uluslararası korumaya başvuramıyor. Geçici koruma statüsünün kaldırılmasıyla birlikte, Suriye vatandaşlarının uluslararası korumaya başvurabileceklerini hatırlatan Birol, “[Kişiler] durumunun bireysel olarak değerlendirilmesini isteyebilecektir” diyor ve şöyle devam ediyor:

“Bu halde hukuken söylenecek olan, Suriye’ye dönüşü ırkı, dini, uyruğu, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti ya da siyasi düşünceleri sebebiyle kendisine zulüm riski yaratacak kişiler ya da herhangi bir sebepten dolayı ölüm cezası, insanlık dışı muameleyi içeren bir ceza alma riski olan veya ayrımsız şiddete maruz kalma riski altında bulunan kişilerin ülkelerine geri gönderilmesi, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce ve ulusal mevzuatı uyarınca yasak olduğudur.”

Birol, bireysel başvuruların ise ülkenin durumunun göz önünde tutularak “titiz bir biçimde” değerlendirilmesi gerektiğini de sözlerine ekliyor.

Düzensiz göçmenler için durum ne?
Uluslararası koruma başvuruları, başvuran herkesin bireysel olarak değerlendirildiği bir süreç. Ancak kişiler haklarında verilen olumsuz kararlara da ulusal ve uluslararası boyutta itiraz edebiliyor.

Devletlerin, sınırlarını yasal ya da yasa dışı yollarla geçen kişilerin uluslararası başvurularını işleme almak zorunda olduğunu anımsatan Dr. Öztürk, “Mesela AB, dışsallaştırma politikasına başvuruyor. Çünkü yetki alanına girsin istemiyor. Çünkü girdiği zaman başvuruyu almak zorunda kalacak” diyor.

Advertisement

Dr. Öztürk, uluslararası koruma başvurusu yapan kişilerin haklarında nihai karar verilene kadar sınır dışı edilmemesi gerektiğini dile getiriyor.

Kişilerin ancak bu itiraz süreçlerinin tamamlanmasının ardından ülkelerine geri gönderilmelerinin mümkün olacağını belirten Birol da, şu örneği veriyor:

“Sık bahsi geçtiği üzere Afganistan’dan gelen ve uluslararası korumaya başvurmuş olan birinin ülkesine geri gönderilmesi, ancak Afganistan’daki güncel koşulların kendisinin ırkı, dini, uyruğu, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti ya da siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm riski altında olmayacağının ya da herhangi bir sebepten ötürü ölüm cezasına, insanlık dışı muameleye ya da ayrımsız şiddet ortamına maruz kalmayacağının gösterilmesiyle mümkün olacaktır.”

Suriye’ye bayram ziyaretine giden sığınmacıların Türkiye’ye dönüşleri mümkün mü?
Dini bayram dönemlerinde Türkiye’deki Suriyeli sığınmacıların ülkelerine yaptıkları ziyaret sık sık kamuoyunda tartışmalara neden oluyor.

Geçtiğimiz Ramazan Bayramı öncesinde de benzer bir tartışma yaşandı.

Advertisement

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Suriye’ye giden sığınmacıların geri alınmayacağını söyledi.

Avukat Barış Birol, uluslararası ilkelerin, kişilerin mültecilik ya da geçici koruma gibi tamamlayıcı koruma başvurusunda bulunduğu ve bu koruma türlerini elde ettiği hallerde korunduğu ülkeden çıkışına ya çok sınırlı hallerde izin verdiğini ya da hiç izin vermediğini ifade ediyor.

Türkiye’de de durumun bu ilkeyle paralel olduğunu kaydeden Birol, “uluslararası koruma başvurusu yapan kişilerin Türkiye’den çıkışının, koruma başvurusundan vazgeçmedikçe mümkün olmadığını” söylüyor.

Birol, bu statüye sahip kişilerin ise başka ülkelere oldukça istisnai hallerde tek seferlik gidip gelmeleri mümkün olduğunu hatırlatıyor.

Geçici koruma altındakiler için de aynı durumun geçerli olduğunu, bayramlarda da birtakım istisnalar sağlandığını söyleyen Birol, “Kişilerin kısa süreliğine gidip gelme haklarını kullanmaları, ilgili bölgelerin onlar için tamamen güvenli hale geldiği yorumunu yapmak için yeterli olmayacaktır” diyor:

Advertisement

“Kişilerin terk etmek zorunda kaldıkları bölgelere, korundukları ülkeye kısa süre içinde tekrar dönebilme haklarını saklı tutarak gidip gelmeleri ile gönüllü geri dönüş birbirinden oldukça farklı şeylerdir. Kişilerin bu bağlamda, gönüllü geri dönüş iradelerini göstermeden kısa süreliğine gidip dönebilecekleri güveniyle gittikleri yerden dönememeleri ulusal ve uluslararası hukuka aykırılık teşkil edecektir.”

Dr. Öztürk ise geçmiş yıllarda, sığınmacıların ülkelerine ziyaret etmesine verilen izinlerin, “gönüllü geri dönüşü teşvik amacıyla” sağlandığı görüşünde. Ancak bunun topluma iyi bir şekilde anlatılamadığını da sözlerine ekliyor.

Kişilerin menşe ülkesi, kişiyi kabul etmeme hakkına sahip midir?
Dr. Öztürk, “Hukukta vatandaşı kabul, teamül hukuku kuralıdır” diyor.

Ancak buna rağmen devletlerin, vatandaşlarını pratikte “vatandaşlıktan çıkarma” gibi nedenlerle kabul etmeyebileceğini belirten Dr. Öztürk, burada da geri kabul anlaşmalarının çok önemli olduğunu söylüyor ve bu ikili anlaşmaların yapılması halinde menşe ülkenin zorlanabileceğini belirtiyor.

Advertisement

Gündem

Yıl Sonuna Kadar Otomobile Yüzde 20 Zam Bekleniyor!

Yıl sonuna kadar sadece enflasyondan kaynaklı otomobile en az yüzde 20 zam bekleniyor.

Otomotiv Sektörü

Döviz kuruna bağlı bir sektör olan otomotivde, kur zamları yeniden devreye girdi. 5 Mayıs’tan bugüne dolar/TL kuru yüzde 7 artarken, Euro/TL ise yüzde 7,2 arttı.

Markaların geçen hafta kur farkını fiyatlara yansıttığı görüldü. Dünya’dan Aysel Yücel’in haberine göre Honda’da fiyatlar geçen hafta yüzde 3-4 artarken, Fiat, Nissan ve Renault’da da benzer artışlar yaşandı. Örneğin önceki hafta 313 bin TL olan Renault Clio’nun baz versiyonunun (Joy 1.0 Sce 65 bg) liste fiyatı, geçen hafta 327 bin 900 TL olarak güncellendi.

Yapılan zamlar sonrası vergi dilimi değişen bazı modellerde zam oranı çok yüksek oldu. Renault Taliant’ın baz versiyonunun fiyatı geçen hafta 31 bin TL zamlanarak 355 bin TL’ye çıktı. Önceki hafta 593 bin 700 TL olan Honda Civic’in (1.5L VTEC Turbo Eco-Premium) fiyatı, 35 bin TL zamlanarak geçen hafta 629 bin 400 TL’ye çıktı.

Kur artışının dışında markalar maliyet artışlarını da fiyatlara yansıtmaya devam ederken, yıl sonuna kadar en az yüzde 20 zam bekleniyor.

Otomotiv Yetkili Satıcıları Derneği (OYDER) Başkanı Dr. Altuğ Erciş, Merkez Bankası’nın açıklamaları doğrultusunda yıl sonuna kadar sadece enflasyondan kaynaklı otomobile en az yüzde 20 zam beklendiğini söyledi. Erciş, bu yılın başından bu yana yapılan zamların da yaklaşık yüzde 20 olduğunu söyledi.

Advertisement
Devamını Oku

Gündem

Maymun Çiçeği Hastalığı Türkiye’de Görüldü mü? Bakanlık Açıklama Yaptı!

Avrupa başta olmak üzere dünya genelinde artan maymun çiçeği virüsünün Türkiye’ye de sıçradığı iddia edildi. Ancak Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada bu iddia reddedildi.

Maymun Çiçeği Hastalığı

Avrupa’da İngiltere başta olmak üzere çok sayıda ülkede maymun çiçeği virüsü görülmesi, panik yarattı. Korona salgınından sonra yeni bir salgına karşı önlem almak isteyen yetkililer çalışmalarını hızlandırırken, dün maymun çiçeği virüsünün Türkiye’de de görüldüğü iddia edildi.

BAKANLIK’TAN YALANLAMA GELDİ
Sağlık Bakanlığı, toplumda korku yaratan bu iddiaya ilişkin yalanlamada bulundu. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, “Ülkemizde bugüne kadar maymun çiçeği vakası görülmemiştir” ifadelerine yer verildi.

ABD’DE DE İLK VAKA TESPİT EDİLDİ
Diğer yandan Amerika Birleşik Devletleri’nde ilk maymun çiçeği vakası dün görüldü. New York Sağlık Departmanınca yapılan açıklamada, eyalet sınırları içerisinde ilk defa bir kişide maymun çiçeği virüsüne rastlandığı, hastayla temas halinde olabilecek kişilere ulaşılmaya çalışıldığı ifade edildi. Yetkililer tarafından yapılan ayrı bir duyuruda ise söz konusu kişinin izole edildiği ve tedavisine başlandığı belirtildi.

MAYMUN ÇİÇEĞİ VİRÜSÜ NEDİR, NASIL BULAŞIR?
Endemik bir virüsün neden olduğu nadir hastalıklardan biri olarak bilinen maymun çiçeği, Kongo ve Batı Afrika türü olmak üzere ikiye ayrılıyor. Virüsün Kongo türünün yüzde 10’a kadar ölüm riski bulunurken Batı Afrika türünün ise her 2 vakadan birinde yüzde 1 ölüm oranına sahip olduğu biliniyor.

Genellikle hayvandan insana ve nadiren insandan insana yakın temasla bulaşan virüs, vücutta yüksek ateş ve kaşıntılı kabarcıklara yol açabiliyor.

Advertisement
Devamını Oku

Gündem

Deva Partisi’nin Adayı Kim Olacak? Kulislerde Bomba İddia!

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, altılı masadan ortak bir aday çıkarılmadığı takdirde kendisinin aday olacağını söylemesinin ardından çok konuşulacak bir iddia ortaya atıldı. Kulislerden sızan bilgilere göre Ali Babacan’ın aday olmaması durumunda DEVA’nın adayı Abdullah Gül olacak.

Ali Babacan

Muhalefet partilerinin 2023 seçimlerine hangi adayla gireceği çok merak ediliyor. CHP’nin bir dönem Abdullah Gül’ü aday olarak düşündüğü iddiası parti tabanından tepki görürken, 6’lı masa hakkında bomba bir iddia daha ortaya atıldı.

VALİLİKLE ALAN TARTIŞMASI YAŞADILAR
Gazete Duvar’da yer alan habere göre ilk mitingini dün Antep’te yapan DEVA’da valilikle yaşanan alan tartışmasının il teşkilatını daha fazla motive ettiği ortak görüştü. İl yöneticileri, bu durumun hem kendilerini hem de üyelerini daha da şevkle çalışmaya sevk ettiğini söylüyorlardı. Miting öncesi de birinci gündem buydu.

İLK TERCİHLERİ ALİ BABACAN
Ancak parti kulislerinde konu dolaşıp yine cumhurbaşkanlığı adaylığına geldi. Bir il yöneticisi, bu konuda kişisel tercihinin doğal olarak Genel Başkan Ali Babacan olacağını söyledi.

ABDULLAH GÜL İSMİ TAMAMEN RAFA KALKMADI
Peki, olur da ‘ikinci bir isim’ konuşulması gerekirse? O zaman da artık pek de gündeme gelmeyen bir ismi söyledi: Abdullah Gül. Gül, DEVA’nın kuruluşunda beklenenin aksine mesafeli bir duruş sergilese de parti içinde tamamen gündem dışı kalmamış gibi görünüyor.

Devamını Oku

Gündem

Cumhurbaşkanlığı Seçimleri 2. Tura Kalırsa Sonuç Ne Olur? İşte Araştırma Sonuçları!

MetroPOLL, cumhurbaşkanlığı seçimleri ikinci tur senaryosunda kimin hangi oy alacağına ilişkin anket yaptı.

Seçim

MetroPOLL Araştırma, cumhurbaşkanlığı seçimleri ikinci tur senaryosunda kimin hangi oy alacağına ilişkin anket yaptı. Buna göre, ikinci turda Recep Tayyip Erdoğan’ın oy oranı, Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş, Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener’in gerisinde kalıyor.

Sonuçlara göre, ikinci turda kararsızlar ve protesto oylar hesap edilmediğinde yüzde 50’yi geçen tek isim Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş oluyor. Erdoğan’ın Yavaş karşısındaki oy oranı yüzde 36,5.

Erdoğan’ın ikinci turda olası rakipleri karşısında aldığı oy oranları ise şöyle:

MetroPOLL, cumhurbaşkanlığı seçimleri ikinci tur senaryosunda kimin hangi oy alacağına ilişkin anket yaptı.
Devamını Oku

Gündem

Devlet Bahçeli’den NATO Uyarısı! Bunun Sonu Topyekün Savaştır!

Partisinin grup toplantısında İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği tartışmalarını değerlendiren MHP lideri Bahçeli, “Rusya-Ukrayna savaşı bitmeden NATO’ya yeni üye katılımı dünyayı yeni bir ateşe sürükleyecektir. Avrupa’nın güvenlik haritasını güncellemekle kalmayacaktır. Herkesi uyarıyorum, bunun sonu barış değil, topyekûn savaştır” dedi.

Devlet Bahçeli

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin TBMM’de grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasına 14 Mayıs’ta açılışı yapılan Rize-Artvin Havalimanı ile başlayan hedefinde muhalefet vardı.

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun üç davadan aldığı 4 yıl 11 ay hapis cezasının Yargıtay tarafından onanmasını değerlendiren MHP lideri Bahçeli’nin hedefinde karara itiraz eden CHP ve diğer siyasi partiler vardı. “Türk yargısı hükmünü vermiş ve konu kapanmıştır” diyen Bahçeli, “Ne var ki adalet ve hukuku temelinden istismar eden CHP Genel Başkanı karar açıklanır açıklanmaz soluğu milletvekilleri ile birlikte İstanbul’da almış, şov sahnesine çıkmıştır. İstanbul’a doğru bir kez daha yalın ayak yürür diye bekliyorduk fakat bunu göze alamadığını ve cesaret edemediğini de görmüş olduk” dedi

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği tartışmalarını da değerlendiren Bahçeli “Rusya-Ukrayna savaşı bitmeden NATO’ya yeni üye katılımı dünyayı yeni bir ateşe sürükleyecektir. Avrupa’nın güvenlik haritasını güncellemekle kalmayacaktır. Herkesi uyarıyorum, bunun sonu barış değil, topyekun savaştır. Türkiye hak ve hukukun yanındadır”

Bahçeli’nin konuşmasından satırbaşları:

Advertisement

“DEDELERİ KARADAN GEMİ YÜRÜTEN BİR MİLLET…”

  • Türkiye hak ettiği seviyelere aşama aşama ulaşmaktadır. Zorlu şartlara rağmen ülkemiz dev bir şantiye görüntüsündedir. Ekonomik büyüme yolunda atılan sağlam adımlar umutlarımızı kamçılamaktadır.
  • 14 Mayıs günü, muazzam bir yatırımın açılışına tanıklık ettik. Rize-Artvin Havalimanı vuslatın sıcaklığını, uzakları yakın ederek takviye edecektir. Bu havalimanı Doğu-Batı üzerinde bir geçiş köprüsü olarak sivrilmiştir.
  • Dedeleri karadan gemi yürüten bir milletin, şanlı ve şerefli mazimizin zincirleme devam ettiğinin göstergesidir. Yıllık 3 milyon yolcu kapasiteli Rize-Artvin Havalimanı’nın hayırlı olmasını diliyorum.
  • Başta sayın Cumhurbaşkanımıza, emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum. Düzenlenen törene katılan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e de gönülden teşekkür ediyorum.

“İKTİDAR RUHSATI ALMALARI MÜMKÜN DEĞİLDİR”

  • Siyasi ve fikri görüş ayrılıkları ortak milli ve manevi değerlerin önünde engel teşkil etmemelidir. Milletimizin haklı gururunu paylaşmaktan saklananlar siyasetsizliğin tarafıdır.
  • Türkiye’ye ve Türk milletine dev eserler kazandırmanın neresi yanlıştır? Yerli ve yabancı husumet odaklarına, ülkesinin gelişmesine tahammülsüz bir muhalefet anlayışını sakat değerlendiriyoruz.
  • Fuzuli suçlamalar, şikayetler makul ve mantıklı değildir. Zillet ittifakı yıkmaktan, bozmaktan, akıntıya karşı kürek çekmekten başka bugüne kadar ne söylemiş, ne önermiştir? Bu muhalefet ziyandadır, zillettedir, iktidara değil ülkesine ve milletine muhaliftir.

Geçtiğimiz hafta sonu zillet partileri başkanlarından birisi, ‘Seçime 1 yıl kaldı, sonra her şeyi değiştireceğiz’ diye konuşmuş. Bunlar değiştirse değiştirse parti, ülke, fikir değiştirirler. Vesayet altında bulunan, statüko labirentinde sıkışan zihniyetin iktidar ruhsatı alması mümkün değildir.

“İSTANBUL’A DOĞRU YALIN AYAK YÜRÜR DİYE BEKLİYORDUK…”

  • CHP’nin İstanbul İl Başkanı ile ilgili Yargıtay tarafından verilmiş kararın ithamında zillet ortak paydasında buluşan bütün partiler ağız birliği halinde aynı kaftana sarılmışlardır.
  • Bizim doğrudan muhatabımız söz konusu marjinalleşmiş ve kriminal bir vaka haline gelmiş il başkanı değildir, nihayet Türk yargısı hükmünü vermiş ve konu kapanmıştır.
  • Ne var ki adalet ve hukuku temelinden istismar eden CHP Genel Başkanı karar açıklanır açıklanmaz soluğu milletvekilleri ile birlikte İstanbul’da almış, şov sahnesine çıkmıştır.
  • İstanbul’a doğru bir kez daha yalın ayak yürür diye bekliyorduk fakat bunu göze alamadığını ve cesaret edemediğini de görmüş olduk.

“KILIÇDAROĞLU, SUSMA, SİNME ÇIK KARŞIMIZA”

  • CHP’nin İstanbul İl Başkanı kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret etmiş, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni alenen aşağılayarak seri katil demiş, suç işlemiştir. Cumhurbaşkanına ağzımıza alamadığımız şekilde hakaret ederek suç işlemiştir. Sonuç itibariyle zanlının toplam 3 ayrı suçtan aldığı hapis cezaları onanmıştır.
  • CHP Genel Başkanı bize açık açık söylemelidir; Türk devletine seri katil iftirasının yanında mıdır karşısında mıdır? Sayın Kılıçdaroğlu susma, sinme, saklanma, çık karşımıza… Bu ihanete, melanete, bu suça sen de ortak sayılırsın.

“İL BAŞKANI İÇİN SİYASET YOLU KAPANMIŞTIR”

  • Kılıçdaroğlu, zulme son vereceklerini iddia etti. Yine sap yiyip saman savurdu. Bebek katillerinin posteri altında konser verenlere sahip çıkmak, zulmün ta kendisidir. Zulüm devlete katil demektir. Zalim ise buna gönüllü destek olandır. Zalimi görmek istersen, zulmü görmek istersen, Türkiye Cumhuriyeti düşmanlarıyla çektirdiğin fotoğraflara bakman yeterlidir.
  • İstanbul İl Başkanı için siyaset yolu kapanmış, artık siyaset yasağıyla tasfiye olduğu hukuken netleşmiştir. Bu kapsamda kesinleşen ceza bir yıldan fazla olduğu için tartışmaya mahal kalmamıştır.
  • Kim olursa olsun bunun bedeline katlanmak zorundadır. Herkes haddini bilsin, hukukun sınırlarını zorlamayı aklından bile geçirmesin. Bu devlet sokakta bulunmadı, istikbalimiz spot piyasadan alınmadı. Hiçbir vatan evladı zillete boyun eğmeyecektir.

“HERKESİ UYARIYORUM; BUNUN SONU TOPYEKUN SAVAŞTIR”

  • İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyesi olmasıyla ilgili sürecin tartışmaya açılması Ukrayna savaşının dozajında, şiddetinde azalmaya değil artışa, kronikleşmesine hatta küreselleşmesine yol açabilecektir.
  • Rusya’nın itirazlarından birisi NATO’nun doğuya genişleme stratejisidir. MHP, NATO’nun genişleme ve doğuya açılma stratejisini oldukça mahsurlu değerlendirmektedir.
  • Finlandiya ile İsveç’in NATO’ya alınması savaşın uzaması ve daha geniş coğrafyaya yayılması demektir. Finlandiya ve İsveç’in Türkiye düşmanlarına nasıl kucak açtığı bilinmektedir.
  • Kimse bize hikaye anlatmasın, Viking mantığı vandal mantığıdır. Yüce kitabımız Kur’an’ı yakanların bize laf yetiştirmeye ne yüzleri olacak ne de yürekleri yetecektir.
  • İsveç ve Finlandiya’nın bekleme odasına alınması doğru karardır. İsveç ve Finlandiya’nın NATO adaylığı zamansız ve yersizdir. MHP, üye olmalarına karşıdır. Türkiye’nin tavrı bellidir.
  • Rusya-Ukrayna savaşı bitmeden NATO’ya yeni üye katılımı dünyayı yeni bir ateşe sürükleyecektir. Avrupa’nın güvenlik haritasını güncellemekle kalmayacaktır. Herkesi uyarıyorum, bunun sonu barış değil, topyekun savaştır. Türkiye hak ve hukukun yanındadır.
Devamını Oku
Reklam

Çok Okunanlar